İçinde bulunduğumuz yüzyılda dünyada eğitim sistemleri öğretmen merkezli değil öğrenen veya çocuk merkezli bir yapıya geçiş yapmıştır. Artık dersler, konular, öğretmen ve öğrenme ortamı çocuğa göre düzenlenmektedir. Bu değişimin dayandığı esaslar vardır.
Eğitim, sadece malumat veya bilgi aktarma anlamına gelmez.
Öğretmenlerden sadece bilgi aktarması veya veri sağlayan bir kaynak olarak görev yapmaları beklenmemektedir. Öğretmenin sağladığı bilginin öğrenciyi yapıcı düşünceye, yaratıcılık ve bilgeliğe götürmesi beklenmektedir. Buna bağlı olarak öğretmen, sadece aktif olarak emir veren kişi değil, pasif durumda olan çocuğu motive ederek sürece aktif katılımını sağlayan bir rehber olarak görülmektedir. Bu nedenle, eğitim sadece okul içinde yer alan öğretim olarak değil hayatın tüm alanlarında etkili olan bir süreç olarak görülmektedir.
Eğitim, sadece davranışın eğitilmesi değildir.
Davranışçı yaklaşıma göre, eğitim davranış üzerinde odaklanmaktadır. Bu nedenle, insan ve hayvan ayrımı yapılmadan davranış eğitimi tüm organizma için geçerli olarak görülmektedir. Aslında eğitim, davranış eğitimi yanında zihinsel beceriler dahil tüm becerileri de içine almaktadır.
Davranışçı yaklaşıma göre çocuklar, kedi, köpek ve at gibi hayvanlar nasıl eğitiliyorsa öyle eğitilirler. Ancak, bu hayvanların eğitimi ile çocukların eğitimi farklıdır ve hayvanların eğitimi sadece davranış eğitimini içerirken çocukların eğitiminde zihin ve ruh gibi diğer alanlar da yer almaktadır.
Bu durumda eğitim, çocukların her yönden gelişimini sağlamakta, sadece bilgi, beceri ve tutum gibi unsurların geliştirilmesini değil fiziksel, sosyal, motor, dil, yaratıcı, bilişsel veya entelektüel, duygusal, estetik ve ruhsal gelişim ile ilgili tüm alanlarda gelişimi kapsamaktadır.
Eğitim sadece bir bilim alanı değil aynı zamanda bir sanat alanıdır.
Eğitim, saf bir bilim dalı olarak bilimsel yöntemleri kullanarak öğrenme, hafıza, dikkat, ilgi, motivasyon, müfredat, yapılandırma, öğretim ve değerlendirme yöntemleri ile ilgili genellemeleri keşfedip modeller geliştirmektedir.
Eğitim, bilim olmanın yanında bir sanat alanıdır. Bir tür sanatçı olan eğitimci, çocuğun hammaddesini daha iyi, saf ve asil bir insana dönüştürmesi bakımından bir sanatçıdır.
Ayrıca eğitimci, pratik bir ilham kaynağı olarak, bilgi edinme, bir bütün olarak büyüme ve gelişme, sosyal ve mesleki yetkinlik ve yeterlik edinmesinde çocuğa yardımcı olmaktadır.
Eğitim sadece okul ve belirli bir yaşam dönemi ile sınırlı değildir.
Kişiliğin toptan gelişimi olarak eğitim bir çocuğun doğumuyla başlar ve ölümüyle sona erer. Burada süreklilik esastır ve sadece sınıfla veya sınıfta öğrenilenlerle ve belirli bir yaşam dönemi ile sınırlı değildir. Yaşam sürekli bir büyüme ve gelişme süreci olduğu için eğitim de yaşamboyu devam eden bir süreçtir.
Bu bağlamda eğitim, sadece bazı bilgilerin toplanması değil, yaşam boyunca sosyal ve doğal ortamda yaşayarak edinilen deneyimler kazanılması sürecidir.
Bir bireyin bebeklik, çocukluk, ergenlik, gençlik, yetişkinlik veya yaşlılık döneminde herhangi bir eğitim kurumunda, yazılı veya görsel medyada, seyahatlerde, kahvehanede, kafede, doğada, resmi ve gayrı resmi olarak edinilen tüm bilgi ve deneyimleri, o bireyin eğitimini oluşturmaktadır.
Bu bağlamda eğitim, yaşamın kendisidir ve yaşamın bizzat kendisi eğitimdir. Bu süreçte eğitim bireyin ufkunu genişletir, içgörüsünü derinleştirir, tepkilerini rafine eder ve düşünce ve duygularını harekete geçirir. Böylece birey fiziksel, sosyal ve ruhsal ortamlara ayak uydurma kapasitesini artırır.
Kişilik sadece bedeni ve zihni değil ruhu da içerir.
Bireydeki tüm bu kapasitelerin gelişimi, onun çevresini kontrol etmesini ve işlevlerini yerine getirmesini sağlar. Eğitim, kişiliğin dengeli bir şekilde uyumlu gelişiminin gelişimi için bir araçtır.
Kişilik sadece bedeni ve zihni değil ruhu da içerir. Bu anlamda eğitim, yaşamın canlılar tarafından canlılara, yaşayarak ve yaşam için aktarılmasıdır. Böylece bireyin kişiliği dengeli ve uyumlu bir gelişme gösterir ve bu gelişme sadece bedensel bir gelişme olmaz, zihinsel ve ruhsal bir gelişme de gösterir.
Eğitimin muhatabı insandır. İnsanın ve yaşamın incelenmesi yeryüzündeki diğer organizmaların incelenmesinden daha önemlidir.
Öyle ise eğitim, beşer olarak dünyaya gelen insanın insanlaşma sürecidir. Beşer ne kadar eğitilirse o kadar insanlaşır. Bir başka ifade ile beşeri insanlaştırmayan eğitim, eğitim değildir.
Önce insan! İnsanı öncelemeyen bir eğitim olabilemez!

